AGİF ve AKM'den Maraş Katliamının 27. yılında Panel
Almanya (03/01/07) Wiesloch Alevi Kültür Merkezi “27. Yılında Maraş Katliamı” konulu panel düzenledi. 24 Aralık günü AKM konferans salonunda düzenlenen panele, panelist olarak AGİF Temsilcisi Özcan Anıl katıldı.
Wiesloch AKM Başkanı'nın açılış konuşmasıyla başlayan panelde, 24 Aralık'ın Türkiye'de önemli bir tarih olduğu, devletin katliamcı kimliğinin bir kez daha halklarımız üzerinde test edildiği, bu katliamın sıradan bir katliam olmadığı, faşist güçlerin örgütlü ve planlı bir katliamları olduğu belirtildi. AKM başkanı, Maraş katliamının sanıklarının Sivas katliamı sanıkları gibi ellerini sallayarak gezdiğini, sorumlularının göstermelik yargılamalarla geçiştirildiğini anlattı.
AKM Başkanından sonra AGİF temsilcisi Ö. Anıl, Maraş katliamına ve Maraş öncesi ve sonrası devletin katliam örneklerini vererek, Türkiye ve Kürdistan'da devletin kurulduğu günden bu yana, işçi sınıfı ve ezilenlere, azınlıklara, Kürt ulusuna karşı inkar ve imha politikasını uyguladığını, devletin katliamlarla tövbe ve terbiye ettirmeye çalıştığını anlattı.
AGİF temsilcisi konuşmasında, “M. Suphi'lerden bu yana, onlarca katliama imza atan devletin, Maraş'la birlikte bir kez daha halklarımız nezdinde katliamcılığı kavranır oldu. Maraş katliamı, 12 Eylül askeri faşist darbesine giden yolun önemli dönemecini oluşturduğunu bilmeliyiz. Devlet, koç başı olarak kullandığı sivil faşist güçlerle, kontra-gerilla örgütlenmesiyle gelişen devrimci mücadeleyi engellemek, kitlelerin devrimcileşmesinin ve düzenden kopuşunun yolunu kesmek için din ve mezhep, Kürt - Türk çatışmasını kışkırtmakta, katliam içinde böylesi hassasiyetler taşıyan yerleri bilinçli olarak seçmekte” olduğunu belirtti.
Maraş öncesi Kayseri, Malatya'nın, Maraş sonrası ise Çorum, Sivas, Gazi'nin böylesi yerler olduğunu, Maraş'ta olduğu gibi, Çorum, Gazi'de devrimcilerin öncülüğünde güçlü antifaşist direnişlerin yaratıldığını, Maraş, Çorum ve Gazi demenin aynı zamanda devletin katliamına karşı direniş demek olduğuna vurgu yaparak, inançları baskı altında ezilen Alevilerin yerinin devrimcilerin yanı olduğuna değindi.
Maraş katliamının dersleriyle tarihin derslerinden öğrenmeliyiz diyen Ö. Anıl, “Maraş, Sivas katliamları yapıldığı tarihlerde hükümette olan Sosyal demokrat partilerdi. CHP ve SHP bu katliamlara göz yumdu, suç ortaklığı etti. Ecevit'in ölümünden sonra açılan kara kutusundan da bu suçlar döküldü. Bu karşı devrimci, halk düşmanı partilere umut bağlamaktan, onların güç kaynağı olmaktan kurtulmalı, katliam bunu öğretmeli. Laik olmayan devletin, laik-şeriat ikileminde “laik devletin teminatı olma” gibi aldatıcı yanılsamalara düşülmemeli. Katliamların gösterdiği bir diğer gerçekte, devletin katliamcı niteliği yanında, ordunun da bu katliamcı devletin vurucu gücü olarak katliamlarda önemli roller oynamasıdır. Maraş'ta ordunun doğrudan desteğiyle halkımız katledildi, Sivas'ta yakıldı, Gazi'de kurşunlandı. Darbeci generaller, 12 Eylül'de Maraş katliamını devrimcilerin üzerine atmaya çalıştı. Katliam bu devletin önemli bir karakteridir. En küçük demokratik hak ve özgürlükler için sokağa çıkanlara devlet gözaltı ve tutuklama terörü estiriyor. Yıllardır katliamlarla oluşturduğu linç kültürüyle Alevisi, Kürdü, devrimci ve sosyalisti linç edilmek isteniyor. Bugün Anadolu coğrafyasında temel sorun özgürlük sorunu. Politik özgürlükleri kazanma sorunu. İnançlar üzerindeki baskıyı ortadan kaldıracak, halkların kardeşlik için eşitliği, barış için özgürlüğü mümkün kılacak olanda budur. Bunun içinde özürlük mücadelesinin en tutarlı ve kararlı savunucusu ve mücadele eden devrimcilerle birlikte olmaları gerektiği” görüşlerini belirtti.
Konuşmasında “Özgürlük İstiyoruz, 10 Eylül Tutsaklarına Özgürlük” kampanyasına da değinerek, destek ve dayanışmaya çağırdı. Panele katılanlar imza formunu doldurarak destek oldular. |